Seni hayatımdan alıp götürdüklerinle beraber siliyorum. Ve en çok istediğim şey oluyor belki de. Seni senden nefret ederek çıkarıyorum hayatımdan. Çünkü yapabileceğinin en kötüsünü yaparak bitirdin kendini. Şu an üzülmüyor muyum, ölesiye üzülüyorum, evet. Ama hepsi geçecek mi, yaralarım kabuk bağlayacak mı? Yoksa her gün onlarca kez kanattığın yaralar yine mi iz bırakacak ruhumda?
Sen giderken en çok beni götürdün. Ömrümün en güzel günlerini, baharlarını, sevinçlerimi, çocuksu gülüşlerimi çaldın benden. Artık onları geri alma vaktidir ey gönül. Şimdi deliler gibi ağlama zamanı değildir. Şimdi sana yaşattıklarını elbet bir gün ödemesi gereken kişinin deliler gibi acı çekeceğini günü beklemektir.
Doğar doğmaz kalbini evlatlık veren insan sanadır bu sözler, aman duyma, okuma, görme bunları.
Herşeyi gösterişte arayan, ruhu beş para etmeyen birine vermişsin kendini ey zavallı kalbim. Beni benden alıp götürecek kişi olmanın kenarından bile geçemezsin sen. Kendime acıyorum, yazıklar olsun bana. Mahvettiğin günlerin acısını yaşıyorum ben zavallı kalbimle beraber.
Kördüm, bilendim, seni unutmayı öğrendim. Ve sen bittin. Anlıyor musun, bittin. Güzel bir filmin mutlu sonu gibi değil bitişin, masal perileri gelip konmayacak yanına, seni kollarına alıp sarmayacak kahramanın. Bu bitiş annenin seni evlatlıktan reddedişi gibi olacak, en sevdiğin insanın seni gözlerinin içine baka baka aldatıması gibi olacak. Ve ben bu bitişte birlikte hayatımda ilk defa belki de gerçekten mutlu olacağım.
Bu bir veda yazısı değildir, elveda hak edenlere söylenir, senin gibi beş para etmeyen ruha sahip kişiliksizlere değil. Gerçekten değer taşıyan insanlara. Gün gelecek, sana uzaktan bakacağım ve diyeceğim ki; herkes hakettiği gibi yaşıyor. Zavallıların dünyasındaki en zavallı insan olacaksın sen. Ve ben o an yine gülmeyeceğim. Sadece kalbime bakıp diyeceğim ki işte seni tamamen geri aldığım gün ey kalbim, artık başkasına aşık olabilirsin.
Sen giderken en çok beni götürdün. Ömrümün en güzel günlerini, baharlarını, sevinçlerimi, çocuksu gülüşlerimi çaldın benden. Artık onları geri alma vaktidir ey gönül. Şimdi deliler gibi ağlama zamanı değildir. Şimdi sana yaşattıklarını elbet bir gün ödemesi gereken kişinin deliler gibi acı çekeceğini günü beklemektir.
Doğar doğmaz kalbini evlatlık veren insan sanadır bu sözler, aman duyma, okuma, görme bunları.
Herşeyi gösterişte arayan, ruhu beş para etmeyen birine vermişsin kendini ey zavallı kalbim. Beni benden alıp götürecek kişi olmanın kenarından bile geçemezsin sen. Kendime acıyorum, yazıklar olsun bana. Mahvettiğin günlerin acısını yaşıyorum ben zavallı kalbimle beraber.
Kördüm, bilendim, seni unutmayı öğrendim. Ve sen bittin. Anlıyor musun, bittin. Güzel bir filmin mutlu sonu gibi değil bitişin, masal perileri gelip konmayacak yanına, seni kollarına alıp sarmayacak kahramanın. Bu bitiş annenin seni evlatlıktan reddedişi gibi olacak, en sevdiğin insanın seni gözlerinin içine baka baka aldatıması gibi olacak. Ve ben bu bitişte birlikte hayatımda ilk defa belki de gerçekten mutlu olacağım.
Bu bir veda yazısı değildir, elveda hak edenlere söylenir, senin gibi beş para etmeyen ruha sahip kişiliksizlere değil. Gerçekten değer taşıyan insanlara. Gün gelecek, sana uzaktan bakacağım ve diyeceğim ki; herkes hakettiği gibi yaşıyor. Zavallıların dünyasındaki en zavallı insan olacaksın sen. Ve ben o an yine gülmeyeceğim. Sadece kalbime bakıp diyeceğim ki işte seni tamamen geri aldığım gün ey kalbim, artık başkasına aşık olabilirsin.
Onur Güven
17.06.2009
00.25
17.06.2009
00.25

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder