4 Eylül 2008 Perşembe

Bilir misin canlı ceset ne demek?


Bilir misin canlı ceset ne demek? Bilir misin toprak üstünde gömülü olmak ne demek? Bilir misin son nefesim bu diyerek doya doya soluduğun havanın ne demek olduğunu? Nasıl acı verdiğini? Oysa ömrünün yarısında bile olamamak nedir bilir misin? Kahreder insanı. Bilir misin, sahiden bilebilir misin “Her şeyini verebileceğin insanda hiç bi şey bulamamak” Düşünebiliyor musun? Hissedebiliyor musun sahiden yüreğimdeki bu korkunç akıl almaz acıyı? Ah doyamadığım doyumsuz sevgili! Bilmeyi o kadar çok isterdim ki; ömrün boyunca neyin özlemini çektin? En çok kimi sayıkladın? Kime, neye ağladın? Yüreğindeki en büyük yaranın adını bilmek isterdim en çok da sevgili. Aa tabi bi de kalbine rağmen ne için aklının önüne geçtiğini? Beni hiç sorma sevdiğim. Başım yüreksiz, gönlüm başıboş senden sonra! Ne hallerdeyim bilme. Yıllarca çöllerde gibi bir yudum sevgi dilendim senden. Artık bir karıncadan dahi sevgi istemeyecek kadar yara aldım. Savaştan çıkmış koca kentler gibi, terkedilmiş köşkler gibi, virane edilmiş saraylar gibi, öksüzlüğe ve yetimliğe bırakılmış bebekler gibi kaldım senden sonra.

Aktıkça yaşlar dışımdan zamanla anladım ki içine de akıtırmış insan. Yapabildiğim, yapmama izin verdiğin tek şeydi gidişini seyretmek, gözlerimden ve hayatımdan nasıl da akıp gittiğini resmetmek! Seni umutla ve hasretle yıllarca beklememdi umut ettiğin belki kim bilir? Umutları terk ettim gidişinden sonra. Eskisi gibi süslü püslü de konuşmuyorum. Şimdi senden kalan kocaman bi boşluğum var tek! Senin sevdalarını da ben üstlenmiştim. 2 kişilik yiyor, içiyor, geziyor seviyordum ya hani! Meğer öyle yorulmuşum ki bazen tek kişilik bile zor geliyor sevmek! Sevmek senden bambaşkasını! Sahi unuttum neydi sevmek? Karşılık görmek! Sevilmek hüzündü, mutluluğa sebepti, bir damlacık gözyaşıydı, samimi bi gülücüktü, güzeldi, çirkindi…

Bize sevmesini öğretmediler… Bize hep sevgiyi saklamasını öğrettiler. Hep bekletmeyi… hep ertelemeyi… Bu yüzden biz kiminle birlikteysek, bir diğerini, ama hep uzakta olanı özledik; hiç dinmedi doyumsuzluğumuz; biz hep uzaktakini sevdik… Yanımızdakini değil, odamızın duvarının arkasındakini değil, uzaklardakini, ulaşamadığımız kadar uzaklardakini sevdik… Yanımızdakileri kırıp geçtik, incitip üzdük de hep ulaşamadıklarımıza sakladık söyleyemediğimiz o en güzel sözleri…

Hiç yorum yok: