4 Eylül 2008 Perşembe

Daha büyük yaralara izin vermemek için aklımca küçük yaralar oluşturuyorum vücudumda. Sonra beceriksiz ellerimle temizlemeye çalışırken, Düşünüyorum, bundan derini olur muydu diye...

"Asla aynı olmayacak" Ne garip bir söz, ne zaman aynı oldu ki? Şimdikinin 'Asla'lığı neredendir? Hastalıklar çoğaldıkça çarelerde artıyor..

"Unutmak" gibi. Ve ben çare aradıkça geçmiş varlığımın gölgesi halini alıyorum…
"Aynı" olmuyorum! Aslında her birey özel bir yanılgı çünkü gün batımı aynı...
Onu değiştiren seyrederken nerede olduğun. Ve ben günaydın diyorum daha da özel yanılgılar için gün doğumlarına. Kapılar aralamaya çalışıyorum ve başka kapılar kapatıyorum yüzüme.
Yalnızlıklarımı diğer insanların yalnızlıklarını düşünerek kalabalıklaştırıyorum.
Bazen herkesmiş gibiyim çoğunlukla herkestenim.
Görüyorum ama dokunmuyorum, Dokunuyorum ama tutmuyorum, Tutuyorum ama tatmıyorum, Tadıyorum ama yutmuyorum.
Üstesinden böyle gelebileceğimi düşünüyorum uyguluyorum. Neler oluyor biliyor musun?
Ben, bazen anlatanı oynuyorum...
Bazen de oynayanı anlatıyorum. İnatçıyım, uygun bir rol arıyorum. Bazen sorumlu hissediyorum kendimi,
Her şey muammaya, çözülmesi gereken şifrelere dönüyor ve çözdükçe yabancılaşıyorum –kendimden

[alıntıdır]

Hiç yorum yok: